Girişimcilik Denizine Atlar mısınız?

Posted on Posted in Yazılar

Son yıllarda dünyada olduğu gibi Türkiye’de de girişimcilik oldukça popüler bir konu haline gelmiş durumda. Özellikle yeni neslin özgürlükçü yapısı, kurumsal düzene uyum sağlamasını zorlaştırıyor. Bu da girişimciliğin daha fazla kişi tarafından tercih edilmesine neden oluyor.

Benim girişimcilik hikayem oğlumun doğumu ile başladı. Kadınların çocuk sahibi olmalarıyla birlikte değişen öncelikleri, onları kariyerlerinde de değişiklik yapma konusunda daha fazla cesaretlendiriyor. Ben de bu motivasyonla, profesyonel kariyer hayatımın daha ilk gününden beri hayalini kurduğum girişimciliğe atılmaya karar verdim. Böylece hem oğlumla daha fazla vakit geçirebilecek, hem de oyunu kendi kurallarımla oynayabilecektim. Eğer siz de girişimci olmayı düşünüyorsanız, karar vermeden önce hem kendi deneyimim, hem de mentorluk yaptığım girişimlerin deneyimleri ışığında topladığım üç önemli adıma bir göz atabilirsiniz.

1. Fikir Aşaması:
Girişimci olmaya karar verdiğinizde, vermeniz gereken ilk karar ne yapacağınız. Ben ne yapacağıma karar verirken, her girişimciye yapmasını tavsiye ettiğim bir yöntem kullandım. Ne yapmak istediğime tam karar verememiştim; ama ne istemediğimi çok iyi biliyordum. Elektronik perakende sektöründe çalışırken ürün sorunlarını tecrübe etmiş biri olarak, fiziksel bir ürün ile uğraşmak istemediğime karar verdim. Böylece satış sonrası destek veya kargo problemleri ile de uğraşmam gerekmeyecekti. Diğer bir konu ise, artık İstanbul’un iki yakası arasında trafikte kalmaktan çok yorulmuştum. Onun için evden veya istediğim herhangi bir yerden çalışmama olanak sağlayacak bir iş yapmalıydım. Son olarak da daha önce denenmiş bir şey yapmak istemiyordum. Onun yerine Türkiye’de hiç denenmemiş bir şey yapmak istediğime karar verdim. Böylece Türkiye’nin ilk ve tek elektronik davetiye websitesi fikri Davetpostasi.com doğmuş oldu.

2. Talep doğrulama aşaması:
Fikrinizi bulduktan sonraki ikinci adım, sunacağınız ürün ya da hizmeti satın alacağını düşündüğünüz kişiler üzerinde test etmek olmalı. Bunu yapmak için ürünü son haline getirmenize hiç gerek yok. Hatta şu anda en popüler yaklaşım olan yalın girişimcilik, fikrinizi en basit haliyle potansiyel müşterileriniz üzerinde denemenizi tavsiye ediyor. Benim en büyük hatam, ilk başladığımda bu teorilerden haberdar olmadığım için, ürünü son haline getirmek için oldukça fazla zaman ve de para harcamış olmam oldu. Size göre harika olan bir fikir, bunu satın alacak müşteriler için çok da iyi bir fikir olmayabilir. Dolayısıyla, siz fikrinize çok fazla vakit ve nakit harcamadan önce mutlaka basit bir anket veya test ile hedef kitleniz üzerinde test edin.

3. Finansman aşaması:
Fikrinizi hayata geçirirken vermeniz gereken diğer önemli bir karar ise yatırım alıp almayacağınızdır. Burada en önemli konu iş fikrinizin ne kadar kapital gerektireceği. Eğer çok fazla yatırım gerektirmiyorsa o zaman kendiniz finanse ederek yola çıkabilirsiniz. Ya da aile, arkadaş veya fikrinize inanan tanıdıklarınızdan destek alabilirsiniz. Ancak eğer fikriniz daha büyük bir yatırım gerektiriyorsa, o zaman KOSGEB, TÜBİTAK gibi kuruluşlardan hibe ve destek almayı ya da melek yatırım ağlarındaki yatırımcılardan yatırım almayı seçebilirsiniz.

Son olarak şunu söyleyebilirim ki eğer girişimci olmaya dair hayaliniz az çalışarak çok para kazanmak ise bunu kesinlikle unutun. Girişimci olduğunuzda 7/24 çalışmayı göze almanız ve özellikle ilk zamanlarda çok fazla bir getiri elde edemeyeceğinizi de kabullenmeniz gerekiyor. Ama eğer yeni denizlere yelken açıp, kendi rüzgarınızla yol almayı hayal ediyorsanız bu derya tam size göre.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *